Yalı Mah. Hürriyet Cad. No:272/1 Aliağa-İZMİR    (232) 616 8222    (531) 495 6957
 Bahçedere Mah. Küme Evleri 63/16A Yenişakran-İZMİR    (505) 065 51 95   

PSİKOLOG KÖŞESİ

Anne baba ve eğitimcilerin çocukları için istedikleri, onun bedensel, duygusal ve zihinsel yönden sağlıklı bir biçimde büyümesi, topluma yararlı, bağımsız bir yetişkin olması ve potansiyelini en üst sınırlara kadar geliştirebilmesidir.

EBEVEYN KORUMACILIĞI VE ÇOCUKTA ÖZGÜVEN

Ebeveyn Korumacılığı ve Çocukta Özgüven

Özgüven genel olarak kendiyle barışık olma,  yalnızken sorunlarla başa çıkabilme, duygusal farkındalık, kendi düşünce ve duygularını ifade edebilme gücü, kendini doğal yanıyla iyi ve yeterli hissedebilme yani kendi olabilmeyi temsil etmektedir. Özgüven sınırsız bir kendi olma, başına buyruk davranma hali değil, diğer insanlarla kendi arasında dengeyi kurabilme halidir.

Çocuğun kendi olabilme becerisi, yargılanmayıp yadırganmaması ile mümkündür. Koşulsuz kabul, çocuğu kendiliği adına onaylama, biricikliğini sevmekle mümkündür. Onay çocuğun sırtını sıvazlar, çocuğu kendi olmayla buluşturur.

Çocuğumuzu korumamız onu karşılaşacağı tehlikelere karşı savunu ve sakınma halidir. Ancak koruyucu yanın fazlalaşması çocuğun gelişimine zarar vermekte, kişisel becerilerini de köreltmektedir. Aşırı korumacı tutumlar bebeklik döneminde mutlak güven sağlarken, yaş ilerledikçe çocuğu ve ebeveyni zorlamaktadır. İleriki yaşlarda sosyal ortamlara giren çocuk, ebeveyni sayesinde hep bir şeyleri başardığını fark edip, kendini eksik hissedebilmektedir. Bu duyguların yerleşik olmaması için, çocuğun kişisel yetkinliğini sağlaması ve bunun için de ona fırsat verilmesi gerekmektedir. Birkaç defa kendi kendine başarıyı deneyimleyen çocuk, bir süre sonra kendi yetileri ile ilgili fikir sahibi olmaya başlar.

Çocuğu aşırı koruma, onun yerine düşünme, yanıt verme, çocuktaki kişisel becerileri azaltır ve çocuk kendi gelişimini sağlıklı tamamlayamaz. Anne ve babanın koşullu onayı ile büyüyen çocuk, belli bir süre sonra karşısındaki insanın ‘memnuniyetine’ hizmet etmeye başlamakta, bu da kişiyi kendinden uzaklaştırmaktadır. Çocuğumuzun sorunlarla başa çıkabilme becerisini geliştirmesi son derece önemlidir. Paylaşamama, çekiştirme, itme, bağırma gibi sosyal iletişimde karşılaştığı zorluklarda çocuk diğeri ile birlikte beceri kazanmaktadır. Her atışmayı bir tehlike olarak görmeden, çocuğunuzu uzaktan izleyerek bu becerileri kazanmasına fırsat vermek, çocuğun kendini, çevreyi, kendisi ile diğerleri arasındaki dengeyi kurma becerisini hızlandırmaktadır.

Aşırı korumacılık yerine çocuk büyüdükçe yaşa göre özgürlük tanımak, çocuğu desteklemek gerekmektedir. Çocuklar bizlerden olan, ama bizim uzantılarımız olmayan varlıklardır. Onların tekliği, özel olmaları, kendiliklerine saygı, onlara verebileceğimiz en değerli hafiflik duygusudur.

Tüm velilerimize sağlıklı günler dilerim.

 

                                                                                                                                                                                                                 Psikolog-Aile Danışmanı

                                                                                                                                                                                                                         Ruşa Çamlıbel